NeoKlasik Teknoloji”

 

 

Linux

Linux en basit ifadeyle özgür bir işletim sistemi çekirdeğidir. Linux, Finlandiya asıllı, Helsinki Üniversitesinde öğrenci olan Linus Torvalds tarafından geliştirilmiş ve 17 Eylül 1991 tarihinde dünyaya sunulmuştur. Bu çekirdek üzerine geliştirilen işletim sistemlerine "Linux dağıtımları" adı verilmektedir. Burada bahsi geçen üç temel kavramın (özgür, çekirdek ve Linux dağıtımları) kavranması, bu işletim sistemi mimarisini daha iyi anlamamız açısından kritik öneme sahiptir. Özgürlükten kasıt, salt ücretsiz olması değil; bu işletim sistemi çekirdeğinin kaynak kodlarının herkes tarafından görülebilmesi, incelenebilmesi, değiştirilebilmesi ve serbestçe dağıtılabilmesidir. Bu felsefeyle geliştirilen yazılımlara açık kaynak kodlu yazılımlar denilmektedir. Firmalara bağlı, sahipli işletim sistemlerinde (Windows, Mac OS, OS/2, BeOS) ürün tek ve kapalı bir merkezden, belirli bir vizyonla geliştirilirken; açık kaynak kodlu işletim sistemleri dünyanın dört bir yanındaki bağımsız ve gönüllü bireylerden oluşan devasa bir ağ tarafından geliştirilmektedir. Linux başlangıçta Intel x86 mimarisine dayalı kişisel bilgisayarlar için yazılmış olsa da, zamanla diğer tüm işletim sistemlerinden çok daha fazla donanım platformuna uyarlanmıştır. Her ne kadar çoğu Linux dağıtımı ücretsiz sunulsa da, kurumsal destekle birlikte ücretli olarak satılan dağıtımlar da mevcuttur. Çekirdek (kernel) ise donanım ile yazılım arasındaki iletişimi kuran, işletim sisteminin özünü oluşturan temel bileşendir. İşletim sistemleri bu temel bileşen üzerine inşa edilir. Piyasada Linux çekirdeği üzerine yapılandırılmış yüzlerce farklı Linux dağıtımı mevcuttur. Debian, Ubuntu, Pardus, Mint, Slackware ve SUSE bunlardan sadece birkaçıdır. Son kullanıcı masaüstü pazarında belirli bir kitleye hitap etse de Linux, sunucu (server) pazarında dünyanın önde gelen işletim sistemidir. İnterneti ayakta tutan ilk 1 milyon web sunucusunun %96'sından fazlası Linux tabanlıdır. Dünyanın en güçlü süper bilgisayarlarının (TOP500 listesi) tamamında kullanılan tek işletim sistemidir. Linux ayrıca akıllı televizyonlardan otomobillerin bilgi-eğlence ekranlarına kadar sayısız gömülü sistemde sessizce çalışmaya devam etmektedir.

Linux, mimari ve işleyiş olarak UNIX işletim sisteminden derin izler taşır ve ondan etkilenilerek geliştirilmiştir. UNIX, 1969 yılında Ken Thompson, Dennis Ritchie, Brian Kernighan, Douglas McIlroy, Michael Lesk ve Joe Ossanna tarafından, o dönemin telekomünikasyon devi AT&T'nin bünyesindeki Bell Laboratuvarları'nda geliştirilen, çok kullanıcılı ve çok görevli yapıyı destekleyen devrimsel bir işletim sistemidir. Sistemi yönetmek için komut yorumlayıcı yazılımlar (kabuk/shell) aracılığı ile kullanıcı ve bilgisayar arasında iletişim sağlanır. İlk olarak 1971'de piyasaya sürülen UNIX, o zamanlar yaygın olan Assembly dilinde donanıma çok yakın bir seviyede yazılmıştır. Ancak 1973'te, bilgisayar tarihinde öncü bir yaklaşımla, Dennis Ritchie tarafından geliştirilen C programlama dilinde baştan aşağı yeniden yazılmıştır. UNIX'in bu üst düzey ve evrensel bir dille yeniden inşa edilmesi, onun farklı bilgisayar donanımlarına ve platformlarına taşınmasını olağanüstü derecede kolaylaştırmıştır.

1983 yılında Richard Stallman tarafından başlatılan GNU Projesi, tamamen özgür yazılımlardan oluşan ve "UNIX ile tam uyumlu çalışan" bir sistem yaratma hedefini taşıyordu. Geliştirme süreci 1984'te başladı. Özgür yazılım felsefesinin kurumsallaşması adına Stallman, 1985'te Özgür Yazılım Vakfı'nı (FSF) kurdu ve 1989'da bugün açık kaynak dünyasının anayasası sayılan GNU Genel Kamu Lisansı'nı (GNU GPL) kaleme aldı. 1990'ların başına gelindiğinde, tam teşekküllü bir işletim sistemi için gereken araçların çoğu (kütüphaneler, derleyiciler, metin düzenleyiciler, komut satırı kabuğu ve pencereleme sistemi) tamamlanmıştı. Ancak aygıt sürücüleri, arka plan hizmetleri (daemon'lar) ve en önemlisi "GNU Hurd" adı verilen çekirdek kısmı eksik kalmıştı. GNU/Hurd projesinin üzerinden on yıllar geçmesine rağmen, üretim ortamları ve son kullanıcı için tam anlamıyla kararlı ve yaygın bir Hurd sürümü hiçbir zaman yayınlanamadı.

Bu eksikliğin olduğu dönemde, Linus Torvalds Helsinki Üniversitesi'ne devam ederken, 1990 sonbaharında bir UNIX kursuna kaydoldu. Torvalds, kursta Ultrix işletim sistemini çalıştıran bir MicroVAX mini bilgisayar kullanıyordu. Aynı kursta profesör Andrew S. Tanenbaum tarafından yazılan "İşletim Sistemleri: Tasarım ve Uygulama" adlı kült ders kitabıyla tanıştı. Bu ders kitabı, Tanenbaum'un akademik amaçlarla geliştirdiği MINIX işletim sisteminin kaynak kodlarını da içeriyordu. Torvalds, başlangıçta kendi kişisel bilgisayarının donanımını daha iyi anlamak amacıyla, MINIX üzerinde kendi işletim sistemi çekirdeğini, yani Linux'u geliştirmeye başladı. İlk etapta MINIX için yazılmış uygulamalar uyarlanarak Linux'ta kullanıldı. Çekirdek olgunlaştıkça, geliştirme süreci MINIX'ten bağımsızlaşarak doğrudan Linux sistemlerinin kendi üzerinde yapılmaya başlandı.

Zamanla GNU uygulamaları tüm MINIX bileşenlerinin yerini aldı; çünkü GNU Projesi'nden ücretsiz olarak temin edilebilen gelişmiş kodların, yeni filizlenen bu çekirdekle birleştirilmesi mühendislik açısından çok büyük bir avantaj sağlıyordu. GNU GPL kapsamında lisanslanan kodlar, aynı veya uyumlu bir lisans altında yayınlandıkları sürece diğer bilgisayar programlarında serbestçe kullanılabiliyor ve değiştirilebiliyordu. Torvalds da sistemin ticari olarak kısıtlanmasını yasaklayan kendi orijinal lisansını bırakarak Linux'u GNU GPL lisansına geçirdi. Dünyanın dört bir yanından bağımsız geliştiriciler, GNU'nun eksik kalan çekirdek boşluğunu Torvalds'ın Linux'u ile doldurmak, GNU bileşenlerini Linux çekirdeğiyle bütünleştirmek için gönüllü olarak çalıştı. Böylece teknoloji tarihinde ilk kez, baştan aşağı tamamen işlevsel ve özgür bir işletim sistemi ortaya çıkmış oldu.

11991'de Linus Torvalds tarafından bağımsız olarak başlatılan ve 1992'de GPL lisansı altında 0.12 sürümüyle yayınlanan Linux çekirdeği, kişisel bilgisayarlarda yeni bir çağın kapısını araladı. Linux çekirdeği aslında doğrudan GNU projesinin bir parçası olmamasına rağmen, GCC derleyicisi ve diğer GNU programlama araçları kullanılarak hayat bulduğu ve GPL altında özgür yazılım olarak yayınlandığı için bu iki yapı ayrılmaz bir bütün (GNU/Linux) haline geldi.

İsimlendirme süreci ise tesadüflerle doludur. Linus Torvalds başlangıçta sistemine, UNIX'e bir gönderme niteliğinde olan; "free" (özgür), "freak" (ucube) kelimelerinin ve UNIX'in karakteristik "x" harfinin bir karışımı olarak "Freax" adını vermek istemişti. Geliştirmenin ilk aylarında, projenin bazı derleme (makefile) dosyaları yaklaşık yarım yıl boyunca bu adı taşıdı. Torvalds en başından beri "Linux" ismini de düşünmüş, ancak bunu çok bencilce ve egosantrik bulduğu için reddetmişti. Geliştirmeyi dünya çapındaki diğer programcılarla paylaşmak ve kolaylaştırmak için dosyalar Eylül 1991'de FUNET'in FTP sunucusuna yüklendi. Torvalds'ın Helsinki Teknoloji Üniversitesi'ndeki (HUT) çalışma arkadaşı ve o sırada FTP sunucusunun gönüllü yöneticilerinden biri olan Ari Lemmke, "Freax" isminin iyi bir tercih olmadığını düşündü. Torvalds'a danışma gereği bile duymadan, projenin barındırıldığı sunucu dizinine doğrudan "Linux" adını verdi. Projenin bu isimle yayılmaya başlamasının ardından Torvalds da bu duruma rıza gösterdi.

Linux'un yalnızca bir hobi, garaj projesi veya akademik bir deney olmaktan çıkıp endüstri tarafından ciddi bir şekilde benimsenmesi, 1990'ların ortalarına denk gelir. NASA gibi devasa hesaplamalar yapan kuruluşlar, giderek daha pahalı ve hantal hale gelen özel üretim süper bilgisayarlarını, standart donanımlara sahip ancak Linux çalıştıran ucuz ticari bilgisayar kümeleriyle (cluster) değiştirmeye başladı. Bu, yüksek performanslı bilgi işlem (HPC) dünyasında bir devrimdi. Ticari dünyadaki gerçek kırılma ise Dell, IBM ve ardından HP'nin, Microsoft'un pazar tekelini kırmak amacıyla kendi donanımlarında resmi olarak Linux desteği sunmaya başlamasıyla gerçekleşti. Bugün Linux sistemleri, akıllı saatlerdeki gömülü sistemlerden, dünyanın iklimini simüle eden süper bilgisayarlara kadar dijital yaşamın tüm kılcal damarlarında akmaktadır. Ev ve kurumsal masaüstlerinde pazar payı tarihsel olarak düşük kalsa da, Google'ın açık kaynak kodlarını temel alarak geliştirdiği ChromeOS ve dünyanın en çok kullanılan mobil işletim sistemi Android sayesinde Linux, arka planda mutlak bir hakimiyet elde etmiştir.

Linux'un maskotunun penguen olmasının öyküsü ise oldukça sıra dışıdır. Torvalds, Avustralya'nın Canberra kentindeki Ulusal Hayvanat Bahçesi ve Akvaryumu'nu ziyareti sırasında küçük bir peri pengueni tarafından ısırılmıştır. Torvalds'ın penguenlere olan bu beklenmedik sempatisi, projenin yüzü olarak bu hayvanın seçilmesine yol açtı. Penguene "Tux" adını veren ilk kişi olan James Hughes, bu ismin "(T)orvalds (U)ni(X)" kelimelerinin bir kısaltması olduğunu öne sürmüştür. Aynı zamanda "Tux" ismi, İngilizcede smokin anlamına gelen "tuxedo" sözcüğünden türetilmiştir; zira penguenlerin doğal tüy yapısı bir smokini andırır. Linux için resmi bir logo yarışması düzenlenmiş olsa da, yaratılan Tux tasarımları bu yarışmaların hiçbirini teknik olarak kazanamamıştır. Buna rağmen Tux, açık kaynak felsefesinin resmi olmayan ama en güçlü marka karakteri ve evrensel sembolü olarak hafızalara kazınmıştır.

Günümüzde, farklı ihtiyaçlara ve felsefelere göre şekillenmiş yüzlerce aktif Linux dağıtımı mevcuttur. 1992'de Patrick Volkerding tarafından başlatılan Slackware Linux, felsefesinden ödün vermeden halen geliştirilmeye devam eden en eski ve en köklü Linux dağıtımıdır. İlk kararlı sürümünü 1993 Temmuz'unda yayınlamıştır. Aynı yılın sonlarında (1993) Ian Murdock tarafından duyurulan Debian projesi ise, hem kendi başına devasa bir ekosistem yaratmış hem de günümüzde son kullanıcı pazarını domine eden Ubuntu, Mint gibi birçok popüler dağıtımın temel inşa bloğu olmuştur.

Tüm bu devasa kod mimarisini yalnızca bir pazar alternatifi olarak okumak, onun doğasını eksik anlamaktır. Linux, tek bir mimarın vizyonuyla şekillenip belli bir ahenkle mühürlenmiş estetik bir form değil; binlerce farklı elin, yalnızca işlevsellik ve evrimsel bir pragmatizm güdüsüyle inşa ettiği, durmaksızın genişleyen çıplak bir iskelettir. Linux'un güzelliği, kodun tek bir zerresinin dahi israf edilmediği, gereksiz yüklerden arındırılmış o acımasız ve soğuk mekanik kesinliğindedir. Temelleri yerin yedi kat dibindeki karanlık veri merkezlerine ve devasa bilgi okyanuslarına kök salmış bu yapı, kusursuz işleyen bir altyapı titanı, asla durmayan devasa bir dişli sistemidir. Bu dişliler, formun işlevle estetik bir bütünlüğe ulaştığı o sessiz, tekil ve bütünleşik rezonanstan yoksundur. Süslü vitrinlerin ve kapalı bahçelerin ardındaki görsel bağları sahte birer pranga addedip parçalayanlar, donanımı mutlak bir özgürlükle tahakküm altına alırken, makineyle insan arasında kurulabilecek o tözsel sıcaklığı ve tekil auranın bütünlüğünü de kurban etmişlerdir. Linux, görünmez bir ağ gibi bugünün tüm dijital dünyasını omuzlarında taşıyan, muazzam bir mühendislik kudretine sahip olan yüzü olmayan bir formdur.

 

 

 

Telif Hakkı © 2014 - 2026 – Neklatek™  | Tüm Hakları Saklıdır.

 

Kullanım Koşulları ve Gizlilik Bildirimi